Bizi yedi düvele şikayet eden yan komşularımız

İki ay kadar önce yeni bir eve taşındığımdan bahsetmiştim. Niyetim hem işyerine daha yakın olmak hem de mümkünse gurbet türkülerini daha sessiz sakin bir evde tutturmaktı. Eski evim merkezi bir yerde olduğu için araba kornalarının, düğün konvoylarının ve gece geç vakitlere kadar nara atıp kavga eden, akabinde siren seslerine vesile olan sokak serserilerinin ardı arkası kesilmiyordu.

Kardeşim Mert ve mesai arkadaşım Bünyamin ile birlikte bu evde üç kişi kalıyoruz. Genel itibariyle hoş bir site olduğunu söyleyebilirim. Tek olumsuz yanı üst ve alt komşularımızın kavgayı, gürültüyü içtenlikle seviyor olmaları. Gecenin 2’sinde evde terör estiren bir elemanımız ve babası ile sürekli tartışıp ağlayan “tiineycır” bir kızımız var. Burada sözünü edemeyeceğim muhtelif eylemlerde bulunan kimseler de var da o konuya girmiyorum. Yine de olur olmaz her şeyden şikayet eden, huysuz ve memnuniyetsiz insanlar gibi görünmek istemediğimiz için bu konuyu herhangi bir şekilde dile getirmek istemedik. Önceki evimin insanın ciddi ciddi asabını bozan gürültü durumunu göz önünde bulundurunca şahsen bu kadarına razı oldum da diyebilirim.

Bugün ofisteyken site yöneticimizden bir telefon geldi, “Yan komşularınızdan şikayet var… O kadar rahatsız olmuşlar ki yatak odalarının yerini değiştirmişler… Polisi arayacaklarmış… Daha önce de bir kaç kez iletmişlerdi… Emniyete intikal ettirmeden tatlıya bağlanabilir aslında…” gibi ifadeler kullandı. O kadar şaşırdım ki anlatamam. Yani yeminle söylüyorum bir şekilde bizim hakkımızda bu tür kanılar oluşmuş olabileceğine asla ihtimal vermezdim. “Bir yanlışlık olmasın? Üst-alt komşuları bizimle karıştırıyor olmasınlar?” dedim “Yok yok direkt sizden şikayetçiler” dedi. Özellikle geçen Perşembe günü yaptığımız gürültü yüzünden gözlerine uyku girmemiş…

Yöneticiye çok mahcup olduğumu, böyle bir şeyin muhatabı dahi olmanın bizim için son derece üzücü olduğunu söyledim ve bu rahatsızlığı polise taşımayı düşünecek kadar beklemek yerine keşke önceden gelip bize söyleselerdi diye ekledim. Ayrıca ne tür seslerden rahatsızlık duyduklarını sordum, çoğunlukla konuşma sesleri demişler.

Şimdi biz üç kafadar kesinlikle sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Hepimiz gece geç vakitlere kadar ayakta kalıyoruz ancak yaptığımız şey genellikle bilgisayar başında vakit geçirmek. Ya işlerimizle ilgileniyoruz ya oyun oynuyoruz ya da film izliyoruz. Parti vermek, yüksek sesle müzik dinlemek veya değil yüksek sesle normal biçimde televizyon izlemek gibi huylarımız yok. Zaten dekor amaçlı bir televizyonumuz var ve bu eve geçtiğimizden beri hiç açmadık. Kumandasının nerde olduğunu bile bilmiyoruz, oturma odasında öylece duruyor.

Hal vaziyet böyleyken bu tür bir şikayet vesilesiyle aranmak beni gerçekten üzdü. Yani komşular bu kadar beklemek yerine kapımızı çalıp “Arkadaşlar durum böyleyken böyle, uyku uyuyamıyoruz” deselerdi yemin ediyorum her ne yapıyorsak çok daha dikkatli yapmaya çalışırdık. Bekarız ama mağaradan çıkmadık, bazen bir şeylere sinirlenip küfür ettiğimiz de oluyor ama genel itibariyle medeni insanlarız. Oysa onlar bunu yapmak yerine bizi yöneticiye, ev sahibine, komşulara ve hatta market işletmecisine şikayet etmeyi tercih etmişler. Geç saatlere kadar bağırarak konuştuğumuzu, horlayarak uyuduğumuzu anlatmışlar…

Yöneticinin özellikle çok gürültü yaptığımızı ilettiği Perşembe günü Mert uyuyordu biz de Bünyamin’le birlikte bilgisayar başında bir JavaScript problemi üzerinde çalışıyorduk. Şimdi düşünüyorum da “Buuu eveeeeeennt burda kulllaaaaanılmaaaaaaz! Buuuuuuug çıkaaaaaaar!” diye bağırarak iletişim kurduğumuzu hatırlamıyorum. Hayır, savunma olsun diye söylemiyorum, iki insan bilgisayar başında yazılım ile alakalı bir konudan bahsederken en yüksek hangi ses tonuyla konuşabilirse biz de o tonda konuşuyorduk. Yani o saatte kapımız polis tarafından çalınsaydı kesinlikle ama kesinlikle yanlış geldiler diye üst veya alt kata yönlendirirdik.

Sonuç itibariyle mahcubiyeti ve kızgınlığı aynı anda yaşıyorum. Mahcubum çünkü farkında olmasam bile bir şekilde insanların yaşam tarzlarına olumsuz yönde müdahil olmuşum. Kızgınım çünkü bakkalın da içerisinde bulunduğu bir güruh, biz ortada hiçbir sorun olmadığını düşünürken, kendilerine “Hayırlı akşamlar, iyi günler” diye selam verip işimize gidip evimize gelirken bize aşırı horlayan, insanların yatak odalarının yerlerini değiştirmelerine neden olan, polis çağırttırma potansiyeli yüksek serseriler gözüyle bakıyormuş. İşin en acı tarafı da dört bir yanımızda bağıra çağıra kavga eden kimseler varken ve biz bu durumdan şikayetçi değilken yüksek sesle konuştuğumuz, horladığımız gerekçesiyle insanların bizden şikayetçi olması.

Bekar evi ile ilgili ufak bir ön yargı etkeni var sanırım…

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

14 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir