Bugün 30 yaşına girdim

Bugün yeni ve bir o kadar ilginç bir gün. Bugün, “İşte geldik gidiyoruz” derken, hayat merdivenlerinin 30. basamağına kadar tırmandığımı fark ettiğim gün. Evet “fark ettiğim” zira bu yaş ile bu kadar çabuk tanışacağıma inanın hiç ihtimal vermemiştim.

Büyükler hep söylerlerdi biz de bir o kadar kulak asmazdık “Ömür çok kısa” diye, harbiden de öyleymiş bre. Ben ne ara liseyi bitirdim, ne ara muhasebe bölümünü bıraktım, ne ara hovardalıktan elimi eteğimi çekip iş hayatına atıldım da Kocaeli’ye yerleştim hiç bilmiyorum. Öylecenek, kötü organize edilmiş bir düğünün kayınço tarafından çekilen amatör video kayıtlarını izlermişcesine geçti gitti 30 yıl.

20’ler iyidi arkadaş, 20’ler candı. 20’li yaşlarda herkes ne güzel abiydi ablaydı. 30 ise amca ve teyzelerin başladığı bir dönem. “Ne olsa yerim, alayını gömerim” cümlesinin yerini “Şunda çok fazla yağ var, şu midemi ekşitiyor, şu kilo yapıyor” türü pinpirikliklere bıraktığı bir dönem. Sırf karşı cinsten biri ile hayatınızı birleştirip aynı evde yaşamaya başlamadınız diye sizde bir anormallik olduğunu düşünen akrabalarınızın sayısının arttığı, çoluk çocuk sahibi arkadaşlarınızın aynı oranda artıp bekarların sayısının azaldığı bir dönem. Valla bak, buraya gelinceye kadar hep seçme şansınız olduğunu düşünür, özgüveniniz cebinizde rahat rahat takılırsınız. Ancak 30 yaşınıza geldiğinizde hala bekarsanız, evrenin size anneniz, akrabalarınız ve arkadaşlarınız aracılığıyla Şükran Teyze’nin kızını, Ahmet’in kuzenini ayarlamaya çalıştığına, tabiri caizse elde kalan seçeneklerden birini bir an önce kakalamaya çalıştığına şahit olursunuz. Koca devran size el birliğiyle sürekli köprüden önceki son çıkışı kaçırmak üzere olan şöförün stresini yaşatır.

30 yaşına girmenin güzel tarafları da yok değil tabi. Mesela marketten 2 paket 6’lı Çokomel’i sanki birilerinin çocuklarına hediye alıyormuşsunuz gibi alıp, “Alerji olursun, pipin düşer” diye tehdit edilmediğiniz bir ortamda rahat rahat yiyebiliyorsunuz. “Yahu ne olacak bu ekonominin hali marketçi başı? Dolar almış yürümüş, benzin hepten şey olmuş değil canııım… Koy ordan iki paket de jelibon koy…” türü diyaloglarla “Ben kendime almıyorum, ne alacam eşek kadar adamım, eşin dostun çocukları var onlara alıyorum” mesajını verebildiğiniz sürece Kinder Sürprizlerle, Dido’larla aranızda hiçbir engel kalmıyor.

Aynaya baktığınızda saçlarınıza yer yer düşmüş olan beyazlar bir yandan “Eskiyorum lan” diye düşündürse de hemen arkasından olgunlaştığınızı da hissettiriyor. 5 kiloluk çamaşır makinası ile battaniye yıkanmayacağı için ölü yatırım olduğu, kuru fasülyenin geceden ıslatılırsa daha rahat piştiği, gaz yapmadığı, önemli olanın para ve iş değil aile ve sağlık olduğu, apartman yöneticilerinin milyarlarca ışık yılı uzaktaki bir gezegenden gelen insan formuna bürünmüş uzaylı yaratıklar olduğu gibi gerekli gereksiz milyonlarca bilgi ile dolduğunuzu ve ufaktan ufaktan soru soran kişi konumundan soru sorulan kişi konumuna geçmeye başladığınızı fark ediyorsunuz.

Bugün geriye dönüp baktığımda bana acısıyla tatlısıyla çok güzel bir 30 yıl bahşedildiğini görüyorum, Allah’ıma şükürler olsun. “Ah ulan şimdiki aklım olacaktı ki…” türü cümlelerle söze başlamak benim hayat görüşüme aykırı, eğer geçmişe dönme imkanım olsaydı yine aynı yollardan yürür, bir kaçı hariç yine aynı hataları yapardım. Nasıl desem hayatın şifresini bir nebze olsun çözdüğüme inanıyorum. Hayat zincirleme reaksiyonlarla, sürprizlerle dolu maceralı bir yol. Bu yolda attığımız adımlar (doğru veya yanlış) bizi biz yapıyor ve gelecekte aklımızın ucundan bile geçmesi mümkün olmayan mucizelerin vuku bulmasına neden oluyor. O yüzden 30 yıllık ömrümün son 5 yılında benimle birlikte olan sevgili dostlarım, bu kardeşinizin sizlere nacizane tavsiyesi şudur ki; icralık olmuş borçların, gecikmiş dükkan kiralarının, sınavların, bütünlemelerin, siyasetin, kötü giden ekonominin, endişenin ve gelecek kaygısının alayına “Bir süre sonra seni gülümseyerek hatırlayacağım lanet olası dert, lanet olası tasa!” diye hastır çekin, hepsini tavşan kanı bir bardak sıcak çayın buharına salın gitsin. Kolay olduğu için değil, yapabildiğiniz için yapın, öyle ki daha nice yılları hep birlikte güle eğlene geçirelim.

Muhabbetle…

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

26 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir