Dursun dünya, şöyle bir soluklanalım


Nedir bu ya yaşa yaşa bitmiyor arkadaş. Sabah kalk kahve iç uyanmaya çalış, otur bilgisayar başına o banner senin bu site benim uğraş dur, nereye kadar azizim?..

Eskiden çok matrak adamdım ben, sosyaldim de. Hem çok gezer hem harbiden eğlenirdim. Eğlence anlayışı öyle tekno kültürün empoze ettiklerine dayanan bi herif değilim, bilen bilir çok küçük anlardan haz duyarım. Ne bileyim Gülhane Set Üstü’nde bir demlik çay, Pierre Loti’de şöyle manzaraya karşı nargile eşliğinde iki çift muhabbet beni benden almaya yeter de artar bile. Şimdi o borcu öde buraya para yetiştir derken iyice çakıldım kaldım, iştirak edemediğim davetleri sebebiyle bir çok arkadaşımı da küstürdüm. Hayır bir de insanın hem işi hem eğlencesi bilgisayar olunca bir süre sonra ister istemez asosyalleşmeye başlıyor, harbiden illet bir durum.

Şimdi Allah’a şükür bunca zamanlık uğraşlarım meyvelerini verdi ve hem borçlarımdan hem de kendimce büyük bir çok dertten kurtuldum. Hayatımın geri kalanında da bir daha ne dükkan açma girişiminde bulunurum, ne kredi kartı sahibi olurum, ne de icra avukatlarına selam veririm. Eldeki işleri de yavaş yavaş yetiştiriyorum, bakalım eğer fırsat olursa bu yaz kenara şöyle üç beş kuruş ayırıp adam akıllı bir tatile çıkmayı düşünüyorum.

Fena halde bunaldım sevgili dostlar. Özellikle şu son 1-2 senede kimyama ters olmasına rağmen bir vesile hep başkalarının isteklerini yerine getirmeye çalıştığımı ve dolayısıyla 2x gücünde bunaldığımı farkettim. Hal vaziyet buyken ve yine Allah’a şükür emeklerim neticesinde feraha kavuşmuşken mümkünse bir müddet pause tuşuna basmak istiyorum. Günler çok hızlı geçiyor, birileri MSN’de her “iyi geceler” dediğinde her defasında “ulan yine ne ara gece oldu” diye düşünüyorum, hemen akabinde aklıma Finike sahilinde geçirdiğim çadırlı kamplı günler geliyor.

Evet sanırım istediğim şey bu, Antalya gecesi istiyorum ben ama öyle ayağa düşmüş eğlence anlayışıyla değil. Aydınlık ve sakin, sadece dalga seslerinin eşlik ettiği bir Antalya gecesi istiyorum. Çadırım kenarda dururken ben yine kumsala uzanıp yıldızları seyredeyim, yanımda buzluğum, kolam olsun, etraftaki tek hareket sağımda solumda dolaşan yengeçler vesilesiyle olsun… Olmazsa İzmir / Dikili’ye de razıyım. Yine tek katlı bir pansiyon kiralayayım ve arkadaşlarımla sahilde sabahlayıp günün ilk ışıklarıyla şöyle tatlı bir uykuya dalayım. Gözümü açar açmaz masmavi denizi görüp, mümkünse serin sularda süzülerek kendime geleyim…

Velhasıl dostlar durum bu, bu kardeşiniz eğer Allah’tan zeval gelmezse bu yaz adam akıllı bir mola vermeyi düşünüyor. Siz de eğer bu yazımı üç dilek dileme hakkı olan biri olarak okuyorsanız ve araya “Caner bu yaz tatile gidebilsin” gibi bir şeyler sıkıştırmayı düşünürseniz büyük sevap işlemiş olursunuz :)

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

13 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir