Elveda Firefox merhaba Chrome!

Bir zamanların kralı, şimdilerin sefili Internet Explorer’dan sonra en uzun süre kullandığım tarayıcı Firefox‘tur. Mesleki bir gereklilik olarak bilgisayarımda Safari’den mahallenin yeni çocuğu Yandex Browser’a kadar belli başlı tarayıcıların hemen hepsini bulundururum. Çoğu zaman unutuyor veya bazen üşeniyor olsam bile esas varlık amaçları hazırladığım sayfaları onlar sayesinde canlı kanlı çoklu tarayıcı testine tabi tutmaktır. Ancak varsayılan tarayıcım olarak Firefox’u tercih eder(d)im.

Internet Explorer’ın yıllar süren azap dolu saltanatının ardından tarayıcı alışkanlığımı kökünden değiştirmek üzere taze kan arayışlarına girişmiştim. Bir dönem Opera’yı denedim, başlarda çok güzel ve kullanışlı gelmişti fakat zaman geçtikçe otomatik tamamlama gibi bir çok temel özelliğe sahip olmamasının eksikliğini hissetmeye başladım. Ayrıca şu anki en son sürümünde bile mevcudiyetini koruyan, sekmelerin üzerindeki o ince boşluğa her zaman gıcık olmuşumdur. Çok küçük gibi görünen fakat konforlu kullanımı büyük ölçüde baltalayan bir detay bu. Benim gibi adamlar farelerini şak diye en tepeye sürükleyip hızlıca diğer sekmeye geçmek isterler fakat Opera size bu iş için hiç yok yere dikkatli olma zorunluluğu getiriyor. Bu gibi nedenlerle, kendisini artık literatüre geçmiş bulunan duvar kağıtları tasarlayacak kadar çok sevmiş olmama rağmen terk etmek zorunda kaldım.

Eskiden Google Firefox’u desteklerdi. Yeni kullanıcılar bilmezler, o dönemlerde Adsense’in sunduğu reklam türleri arasında bir de Firefox butonları bulunurdu. Google bu sayede o döneme göre hem baya gelişmiş bir tarayıcı olan, açık kaynaklı Firefox’u destekler hem de Internet Explorer’ın ufaktan ufaktan kuyusunu kazıp rekabeti körüklemeye uğraşırdı, biz yayıncılar da bu işten üç beş kuruş para kazanırdık. Uzunca bir süre IE’ye uyumlu tasarladığım ve yine IE ile görüntülediğim web sayfalarında Firefox’un bu reklamlarını yayınladım. Derken “Lan o kadar reklam ediyoruz bir deneyelim bari” diyerek kullanmaya başladım. Kesinlikle hakkını yiyemem, kötü günlerimizden çok iyi günlerimiz oldu ve Firefox bana o günden bu yana elinden gelenin en iyisini yaparak hizmet etti. Sayesinde az ekmek yemedim. Ne var ki Chrome’un çıkışıyla birlikte panik yapan bu sevimli tarayıcının geliştiricileri zaman geçtikçe işi ellerine yüzlerine bulaştırmaya başladılar. Her hafta yeni bir major versiyon çıkarmanın, arkasında Google gibi bir dev bulunan Chrome ile rekabet etmek veya onun önlenemez yükselişi sırasında kendisine eşlik etmek için mantıklı bir yol olduğunu düşündüler. Fakat bu eylem üzerlerinde yeterince çalışılmamış, aceleye getirilmiş versiyonlar çıkmasına neden oldu. Başlarda avantaj gibi görünen açık kaynak topluluğu tarafından geliştiriliyor olmak tam da bu noktada dezavantaja dönüştü. İnsanların kişisel bilgilerini toplamaya ölümüne hevesli bir firma olarak Google; binlerce dolar maaşla çalıştırdığı mühendisleri ile “bug” kelimesi gündeme gelir gelmez anında reaksiyon gösterirken, gönüllü insanlar tarafından geliştirilen Firefox’ta kullanıcıların bug bildirimlerine genellikle “Ctrl+F5 yap düzelir. about:config yaz şey et düzelir, düzelmiyorsa sen beceremiyorsundur.” tadında cevaplar verilmeye başlandı. Geliştiriciler major sürümleri yeni özelliklerle donatmaya çalışmak yerine öncelikle mevcut sürümlerdeki hataları giderip daha stabil, daha verimli sürümler çıkarmaya kafa yorsalardı veya olayın ruhuna uygun biçimde gönüllülerin hata bildirimlerine gerekli önemi gösterselerdi işin rengi çok daha farklı olabilirdi. En azından benim gibi profesyonel kullanıcıları küstürmezlerdi ve kullanım oranlarını ifade eden grafik eğrileri belki de dramatik biçimde aşağı doğru ilerlemezdi. Şu anda Firefox’un resmi olarak 24. sürümü yayınlanıyor, 25. sürümün 2. betasını da yayınlamışlar ancak ben 21 beta’da takılı kaldım. Çünkü 22. sürümle birlikte yüksek çözünürlüklü ekranlar için getirdikleri hd bilmem ne “desteği” esasen hatalı veya bazı bilgisayarlarda hatalı çalışan bir özellik. Windows’un ekran yakınlaştırma ayarlarını baz alan ve son kullanıcı tarafından legal yollarla iptal edilemeyen bu özelliğe göre program arayüzü dahil olmak üzere ekrandaki her şey %25 daha büyük görünüyor. Benim tarayıcı ekranımın normalde görünmesi gereken boyutu ile yeni sürümlerde görünen boyutunun karşılaştırması şu şekilde. Ekran görüntüsünü yakından inceleyecek olursanız yer imlerindeki simgelerden sitedeki resimlere kadar her şeye anlamsız biçimde zoom yapılmış olduğunu görebilirsiniz.

Bu işten direkt olarak maddi kazanç elde etmeyen insanlardan daha fazlasını beklediğimi söylemiyorum. Ancak madem bu işi yapıyorlar, ortada bu tür sorunlar varken ve yüzlerce kişi bunlardan şikayetçiyken gidip üstüste yeni özelliklere sahip 3 versiyon çıkarmak yerine öncelikle mevcut sorunları çözmeye odaklansalardı fena mı olurdu?

Mesleğimde kesinlikle yeri bulunmayan huylara sahibim, öncelikle çok zor beğenen ve aşırı derecede detaycı biriyim. Bu yüzdendir ki severek kullandığım ve artık alışkanlığım haline gelmiş şeyleri değiştirmek benim için zulüm anlamına geliyor. Ben Firefox’tan vazgeçmek istemiyorum, hele hele Firebug’dan ayrılmayı bugüne kadar hiç düşünmemiştim bile (Firebug Lite kesinlikle bir Firebug değil). Chrome’u da bir çok nedenle sevmiyorum. Google’ın hayatıma bu kadar çok nüfuz etmesinden hoşlanmıyorum. Herkesin bu tarayıcıyı kullanıyor olması, sekmelerinin ilkokulda çizdiğimiz dağlara benzeyen yapısını çirkin buluyor olmam, sağ tık menüsünde sürekli tekrar eden ifadelerin yer alması (bunları okumanın zaman kaybettirdiğine inanmam), status bar kavramının bulunmaması ve fare ile sayfadaki öğeleri seçen mavi zımbırtının aşırı derecede abartılı olması gibi daha onlarca şizofrenik nedenim var. Ama öte yandan adamlarda bir mağaza kavramı var ki, yılların işletim sistemi Windows’un arama seçeneği bile bulunmayan mağazasının hayal edemeyeceği kapasiteye sahip. Tarayıcı boyutundan çıkıp masaüstüne inen uygulamalar barındırıyor. Öyle ki Firefox’ta sevdiğim özelliklerin %80’ini, bu mağazadaki uzantıları kullanarak Chrome’a da uygulayabiliyorum.

Şimdi gönül Firefox diyor ancak mantık Chrome’dan yana. Hele hele yılların alışkanlığı Firebug’dan sonra Chrome’un geliştirici aracına alışmak baya bir zaman alacak gibi görünüyor ancak sözünü ettiğim o can sıkıcı sorun çözüme kavuşturulmadığı sürece yapacak bir şey yok. Ha 2 ay sonra çözsünler ama yeter ki çözsünler, yeminle vefalı bir kullanıcı olarak Firefox’a geri dönerim. 2.500 küsür yazının ardından ilk defa Chrome ile hazırladığım bu yazıyı bitirirken içim buruk biçimde sevgili eski dostum Firefox’a şu şarkıyı armağan ediyorum.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

16 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir