Elveda kaygılar…

sofistik
Ilık bir yaz akşamı, denizden gelen yosun kokusuyla karışık tatlı bir meltem okşasa yüzümü? Gövdesindeki derin yarıklarla karıncalara ev sahipliği yapan ve yıllara meydan okuyan asil ve gururlu ağaçlara kursam hamağımı, ılık bir yaz akşamı? Bulutlar utancından kızaran bir küçük bir çocuk gibi masumlaşıp el salladıklarında güneşin ardından, ay bulutları yaran bir orak gibi gösterse kendini ara sıra. Gün geceyle gündüz arasındaki o kızıl çelişkiyi yaşasa ve ben hamağımda sallansam ağır ağır?

Çok uzaklardan bir gitar sesi gelse kulağıma “ilk ilk değil ki bu başıma gelen beni benden alıp götüren.” bu sesle dalsam hayallere? Gitar, deniz ve yaprak hışırtılarıyla. Bir an düşünsem geçmişte yitirdiklerimi, şuan yitirmekte olduklarımı, beni üzenleri, benim üzdüklerimi. O an kimse üzülmese bütün siluetler gözümün önünden mutlu bir gülümsemeyle geçseler? Sevdiklerim, beni sevenler, üzdüklerim, beni üzenler?
Yalanlar söylenmese yalan söylemesem. Dün, bugün, yarın gibi zaman kavramlarını çıkarsam hayatımdan, sadece hamağımda sallansam; gitar, deniz ve  yaprak hışırtılarıyla? Yanıbaşımdaki eski sehpada eski sarı sayfalarıyla “Güneşi Uyandıralım” olsa, karıştırsam sayfalarını Zeze‘ye özensem yine çocukluk günlerimdeki gibi ve halen bir yanımın çocuk olduğu gerçeğini görmezden gelerek?

Birilerini düşünüp üzülmesem, birileri de beni düşünüp üzülmese. Kavgalar, günahlar, hasretler, özlemler, acılar hepsi yok olup gitse biranda geri dönememecesine…

Huzurla sallansam hamağımda
Tatlı meltem esintisiyle
Uykuyla uyanıklık arasında
Gitar, deniz ve yaprak hışırtısıyla?

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

9 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir