En iyi korku filmleri listesi #1

en-iyi-korku-filmleri-1

Ezelinden beri izlediğim filmleri kategorilere ayırarak sitede yayınlamak gibi bir amaç güdüyorum. Ne var ki yıllar yılları kovalamasına rağmen, inek içip dağa kaçma olaylarının bir türlü sonu gelmediği için asla tam anlamıyla bu konuya odaklanma şansım olmadı. Aslında sitenin kendisine de hiçbir zaman istediğim kadar ilgi gösteremedim, bazı şeyler ne kadar çok isteseniz de olmuyor işte yapacak bir şey yok. Aklımdan geçenleri bir bilseniz, böyle özel bir sinema köşesi yapıp filmleri yorumlayacak, kendi puanlarımı verecektim. Öneriler, afişler havalarda uçuşacaktı. Neyse bu zamana kadar kısmet olmadı, görünen o ki yakın bir gelecekte de olmayacak. Bu halde elden gelenin en iyisi neyse onu yapmaya çalışacağım.

İşe, şimdiye kadar izlediğim korku filmlerini süzgecimden geçirip listeleyerek başlamak istiyorum. Aslında uzun zamandır, çocukluğumdan beri korkuttuğunu iddia eden herhangi bir filmin –çok istememe rağmen– tam anlamıyla etkisine kapılabilmiş değilim. Sinema gurusu olduğumu iddia etmiyorum ancak diğer insanlardan daha fazla film izleyen biriyseniz bir yerden sonra hangi kamera açısından sonra ne tür bir sahne geleceğini az çok tahmin eder hale geliyorsunuz. Bu olay haliyle işin eğlencesini büyük ölçüde kaçırıyor. Elinizde, daha önce denenmemiş, görülmemiş kurgularla karşılaşıp şaşırmayı umut etmek kalıyor.

En iyi korku filmleri” ismini verdiğim bu liste genel olarak benim korku filmi anlayışıma hitap eden yapımlardan oluşuyor. Yani aralarında dolaşırken suç, gizem, psikolojik gerilim gibi farklı türlere ait filmlere rastlayınca “Vay bu ne biçim korku filmi listesi böyle” diye yakınmamanız en büyük temennim. Gerçi yakınsanız da gocunmam zira internette ne kadar saçma listelerin dolaştığını biliyorum. Ek olarak kült filmlerin çoğunlukta olduğu bu listenin bir başlangıç olduğunu, kısmetse devamının geleceğini tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Dediğim gibi amacım bir yerden başlayarak, herkesin bildiği yapımlar dahil olmak üzere sevdiğim filmleri listelemek ve gerek sıkı sinema takipçilerinin gerekse en basit gerilim sahnelerinde bile koltuğa yapışan arkadaşların (canlarım benim, o bembeyaz sayfa gibi olan halinize özeniyorum) “La bugün ne izlesem” dedikleri durumlarda şöylecenek göz atabilecekleri bir kaynağın daha var olmasını sağlamak.

Listeyi 20’den geriye doğru sıraladım, kabaca geçerliliğine güvenebilirsiniz fakat samimi olmam gerekirse bunu daha çok olaya heyecan katmak için yaptım. Öbür türlü ben kendi iç dünyamda bile Sinister’ın mı yoksa Insidious’un mu daha iyi bir film olduğuna karar veremiyorum anasını satayım. Son olarak, zamanla oluşturmayı ümit ettiğim film listelerimin IMDB üzerinden de ulaşılabilir olmasını planlıyorum. Bu ilk korku filmi listesine erişmek isterseniz şu bağlantıyı kullanabilirsiniz.

20. Drag Me to Hell (2009)

Yaşlı ve tek gözü kör kadınların insana musallat olup yedi cihanı dar edebilme potansiyelleri olduğunu bu filmden öğrenmiştik. (Spoiler geliyorum diyor) Sonu kötü biten filmleri normalde hiç sevmem, beni aldattıklarını, umutlarımla, hayallerimle oynadıklarını, haybeye zamanımı çaldıklarını düşünür ve bütün arkadaş ortamlarında gıyablarında “Bok film” yorumunu yaparım. Ancak bunun gibi birkaç istisna da yok değil.

19. The Fly (1986)

Korkutucu olmaktan çok mide bulandırıcı bir bilim-kurgu filmi ancak yine çocukken izleyince aşırı derecede korkuttuğu için bu listede yer almayı hak ettiğini düşünüyorum.

18. The Last House on the Left (2009)

IMDB puanını büyük ölçüde mikrodalgalı intikam sahnesine borçlu olduğuna inanıyorum. Spoiler vermek gibi olmasın, başarılı bir yeniden çekim olan filmimiz insanı “Oh ulan ne iyi oldu” diyecek kadar tatmin ediyor. İyi hatırladım bir ara tekrar izleyeyim.

17. Poltergeist (1982)

Alman ilaç markası gibi bir isminin olması, üzerinden 32 yıl geçmiş bulunmasına rağmen hala kız arkadaş korkutma potansiyeline sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Zaten bu tür filmleri “Bu ne yeaa” kafasıyla değil, çekildiği dönemin şartları göz önünde bulundurarak izlemek lazım. Günümüz korku filmlerine ilham veren yapımlar olduklarını unutmamak lazım.

16. Mimic (1997)

Böcekliğini bilmeyen namussuz böcekler çocukken çok korkutmuştu. Hamamböceklerinin hepsinin daha ileri gitmeden önlerinin kesilmesi gerektiğine inandırmıştı. Şimdi, damakta bıraktığı o tad kaçmasın diye tekrar izlemiyorum. Neticede bazı şeyler geçmişte güzel.

15. The Uninvited (2009)

Bu film bana ismini duyduğum an çok cazip gelmişti. Hiç öyle puanına falan bakmadan izleyip keyif almıştım. Davet edilmeden gelen şey ne olur? Katil olur, ifrit olur, itlik olur, pislik olur. İyi bir şey davet edilmeden gelmez, net. İsim zaten her şeyi anlatıyor.

14. 1408 (2007)

Ooo John Cusack’lı otel odasını insana dar eden beyin yakmalı film. Alırım bi’dal. Bu güzel eseri san’at camiasına kazandırdığı için Stephen King’e selamlarımızı gönderiyoruz. Allah uzun ömürler versin reyiz. Buick’in de filmini bekliyoruz haberin olsun.

13. Sinister (2012)

Esas çevirisi “Uğursuz” olması gerekirken bizimkiler nedense “Lanet” demeyi tercih etmişler. Keşke uğursuz olsaydı, özgün olurdu, güzel olurdu.

Harbiden bizimkiler neden filmlerin orjinal isimlerine sadık kalmama konusunda bu kadar ısrarcılar? Ben Holivut’lu bir film yapımcısı olsaydım, Türklerin “Santa Maria’s Rolling Bastards and Killing Theory” isimli filmimi “İntikam Peşinde” olarak çevirdiklerini gördüğüm an tüm sorumluları buldurtup ağızlarına kaşıkla vururdum.

Filme dönecek olursak, bir bölümünde korku filmlerindeki tabuları yıkma girişimini ayakta alkışlamış, hemen ardından bunun aslında tabuları yıkma değil aksine “Filmlerdeki elemanları niye şöyle yapmadılar, niye böyle yapmadılar diye eleştirmeyin kardeşim. Yapılabilseydi yaparlardı işte, bakın olmuyor.” düşüncesi eşliğinde kurnazca bir aklama girişimi olduğunu idrak edip alkışlarımı geri almıştım. Yine de olaya farklı bir boyut kazandırdığı için takdir etmiştim.

12. The Omen (1976)

Şeytanın çocuğu temasını işleyen ilk film midir emin değilim ancak birileri öyle olduğunu iddia ederse hemen inanırım, problem etmem, olay çıkarmam. Hem kendisi hem de 2006 yapımı yeniden çekimi ayrı ayrı güzel ama sonu şey olmayaydı daha iyiydi… Var ya hani…

11. The Thing (1982)

Dışarısı boran, dışarısı ayaz, dışarısı kar. İçerisi tehlikeli, içerisi güvensiz. İnsana can-ı gönülden düşman bir “şey” var ama aman may gad ney?

10. Orphan (2009)

Bezeyleyi bıçakla keserek insanın sinirlerini bozmak kimin aklına geldiyse kendisini tebrik ediyorum. Çocuk değil ömür törpüsü mübarek kız. Zaten… Aslında var ya… Lan spoiler vermeden yazmak da zor iş ha.

9. The Others (2001)

“Vaaay” dedirten, ters köşe yapan terbiyesiz film. O beyaz örtünün altındaki çocuğun yüzü aradan geçen 13 seneye rağmen hala on kaplan gücünde sıçırtma potansiyeline sahip. Harbiden ha şimdi düşünüyorum da ne güzel akıl etmişler bu filmi, öyle pek fazla örneği de yok yani.

8. In the Mouth of Madness (1994)

Eski toprak Sam Neill’in T-Rex tarafından kovalanmadan da korkutabildiğini, daha doğrusu gerip ruh sıkabildiğini kanıtladığı eser. Hiç öyle en azından bir yerlerden Velociraptor falan çıkar diye beklemeyin, olay farklı.

7. Fallen (1998)

Denzel Baba’nın kadri yeterince bilinememiş olan pırlanta niteliğindeki eseri. “Sigara… İnsan böyle bir şeyi neden bırakır ki?” repliği ile pür kötülüğün vücut bulmasına tanıklık ediyoruz. Mecaz yapmadım, pür kötülük gerçekten de kendisine vücut buluyor… Aslında film zaten tamamen pür kötülüğün kendisine vücut bulması üzerine kurulu. Kediye dikkat diyelim.

6. Insidious (2010)

Plaktan çalan o ürkünç güzellikteki şarkı var ya, heh işte onu aslında kadın söylemiyor. Mezarında rahat uyusun Tiny Tim isimli bir “amca” söylüyor, şarkının adı da Tiptoe.

5. Carrie (2013)

Stephen King’in her üç beş yılda bir geleneksel olarak filme dönüşüp en çok ekmek yediren karakteri Carrie olsa gerek. Kaç farklı versiyonunu izlediğimi hatırlamıyorum bile ama şairin dediği gibi; “Hala çok güzel hakkında konuşmak senin“. Ayrıca bu filmin tanıtımı için yapılan şu eylemi de tekrar hatırlamakta fayda var.

4. Identity (2003)

Ooo John Cusack’lı başka bir süper beyin yakan film, alırım bi’dal. Aslında korkutmaktan ziyade geriyor ve dahası gererken düşündürüyor. Hele finalde beyinlere indirdiği o balyoz yok mu, hey babam hey. Tahmin edebilmiş olan varsa beri gelsin, bi’şey konuşacağım.

3. The Sixth Sense (1999)

Bu filmin yönetmeni veya yapımcısı ile Bruce Willis’in ortak biçimde oynadıkları büyük bir kumar olduğunu duymuştum. Birinden biri “Ya gider ya gelir, haydi Ya Allah” deyip varını yoğunu bu projeye yatırmış ve sonuç itibariyle sinema tarihi “Ay si det pipıl” gibi unutulmaz bir replik ile tanışmış.

2. The Silence of the Lambs (1991)

O bir katildi, kötü adamdı, beyin yiyen bir yamyamdı ama şeytan tüyü falan vardı ki bir şekilde sevdik. Şevkatle adam öldüren naif katil Hannibal Lecter’a ve onu kalplerimize taşıyan eli öpülesi usta Anthony Hopkins’e selam olsun.

1. The Exorcist (1973)

180 derece geriye dönen kafalar, işlevsiz haçlar, hafif bir meltem esintisi tadındaki kutsal sular ve çaresiz kalan kilise. “Din sizi kötü ruhlardan korumaz” subliminal mesajını bir kenara bırakacak olursak, tartışmasız çoğumuzun çocukluğunu yiyen, geceleri karanlık koridorlardan ışıklı odalara koşmamıza neden olan pis bir filmdir “Şeytan”.

Vizyona girdiği tarihte çoğumuzun hatırladığı merdivenden geri geri inen kızın görüntüsü aşırı derecede korkunç bulunduğu için makaslanmış. Yani bizim izlediğimiz aslında filmin genişletilmiş versiyonu.

Bonus: The Crazies (2010)

1973 tarihli kült filmin yeniden çekimi. Lezzetli, korkutmasa da ürperttiği için gideri var diyebiliriz. Ben şahsen öyle yapmıştım, film bulamadığım bir ara düşük beklentilerle izleyip ne de güzel sevinmiştim.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

6 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir