Geçmişi peşini bırakmayan blogcu


3 küsür senedir acısıyla tatlısıyla bu blog ile içli dışlıyım. Artık hayatımın bir parçası haline geldi diyebilirim, aslında sadece benim değil eşim dostum arkadaşlarım da ilgi çekici şeylerle karşılaştıkları zaman bana gönderip “bunu Egonomik’te paylaşmalısın” demeyi huy edindiler. Hatta zaman zaman markalarla giriştiğim savaşları birbirlerine çarpıtarak aktaran tanıdıklarım aralarında “Caner’in bi tane sitesi varmış oraya firmayla ilgili şikayetini yazıyormuşsun adamlar gelip yanlışlarını düzeltiyorlarmış” şeklinde konuşuyorlar, sonra bana gelip “Caner bizim fırın daha 3. ayında bozuldu, bunu sitende yazsana yenisiyle değiştirsinler” diyorlar, böyle bir imkana sahip olmadığımı anlatana kadar göbeğim çatlıyor.

Bazı okurlarla tanışma şansım oluyor, kimileriyle iş yapıyorum, kimileriyle buluşup görüşüyor veya telefonda sohbet ediyorum. Bunlar çok güzel şeyler tabi ama işler malesef her zaman böyle güllük gülistanlık yürümüyor (hayır, henüz hiç bir kızla tanışmadım).

Bazen posta kutuma abuk subuk ve hatta nefret dolu yorum mailleri geliyor, o yorumların yapıldığı yazılara bakınca ben de şok olabiliyorum (kaç kere “aman may gad bu yazıyı ben mi yazmışım?” dediğimi bilirim). Bazen de tamamen mavra yapmak için yayınladığım yazıların insanlar tarafından inanılmaz biçimde yanlış anlaşıldığına şahit oluyorum, bunun en yakın örneği şu an yayından kaldırdığım “Gezici Overlokçu Terörü” başlıklı yazımdı. Bu yazıda overlokçuların aslında bir çeşit ajan olduklarından, hepsinin belinde telsiz ve beretta marka tabanca taşıdıklarından bahsetmiştim. Bir ara bu yazıya öyle yorumlar gelmeye başladı ki anlatamam, en son birisi “Ben overlokçuluk ile yaşamımı sürdüren bir garibanım, yıllarca çalıştım didindim bir türlü dikiş tutturamadım, şu anda ekmeğimi bu sayede kazanıyorum. Ne yapayım yani hırsızlık mı yapayım?” deyince yazıyı yayından kaldırdım ve amcaya bir mail göndererek olayı yanlış anladığını, bunun tamamen mizahi bir yazı olduğunu fakat yine de rencide etmiş olabileceğim için özür dilediğimi söyledim.

Bu sitede 1.700’e yakın yazı/içerik bulunuyor ve ben ne yazık ki an itibariyle hepsinin tamamen benim şu anki fikirlerimi veya görüşlerimi yansıttığını söyleyemiyorum. 3 küsür seneden bahsediyoruz, 3 sene önce ben bu işe örnek aldığım bazı yerli – yabancı blog yazarlarını taklit ederek başlarken; o zamanlar kendilerine blog yazarı diyen bu dangalakların abartılı ukala üsluplar kullanmaları modaydı. Yalan yok, ben de bu modaya uymuştum ve hatta bunun başarılı bir blog yazarı olmanın gereksinimlerinden felan olduğunu sanıyordum. Yani geçmişte yayınladığım yazıların bir çoğunda bu düşüncenin etkisi altında olduğunu söyleyebilirim. Şimdi yeni başlayan blog yazarlarının da aynısını yapmaya çalıştıklarını görüyorum da, ne bileyim.

Aslında az biraz egoist biri olduğum doğru, dozunu kaçırmadan ukala bir üslupla yazmayı severim, daha doğrusu bu üslupla mizah yapmayı veya sinirime dokunan firmalara / bireylere yüklenmeyi severim ve bunu yapmaya da devam edeceğim, fakat zamanla anladım ki blog yazarlığı ve benim olmasını istediğim “Egonomik ruhu” bundan ibaret değilmiş. Bana herhangi bir konuda yardım almak için mesaj gönderen insanlara olumlu veya olumsuz, büyük bir samimiyetle cevap veriyorken, sordukları soruları toparlayıp “hassiktir ordan öyle saçma şey olmaz” terbiyesizliğiyle dalga geçmek, zamanında bir şeyleri yanlış yapmış olan gerizekalıların aynı yanlışlarını tekrar etmekten başka bir şey değilmiş.

Demem o ki dostlar; ananas güzel meyvedir ama bizden değildir.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

7 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir