Heyecanla beklediğim oyun: Wolfenstein: The New Order

Fırsat buldukça oyun oynamayı çok severim ancak öyle profesyonel bir oyuncu olduğum söylenemez. Quake’dan beri çok denedim ama FPS türü oyunların çoklu oyuncu modlarında keklik gibi avlanan güruhun içerisinde yer almaktan bir türlü kurtulamadım. Ben hikaye modu oyuncusuyum, acemi seviyesinde böyle çayımı kahvemi alıp sakin sakin ilerleyeceğim, yeri geldiğinde ESC tuşunun güven dolu gölgesine sığınacağım. Öyle ani reflekslermiş, hoplaya zıplaya ateş etmelermiş falan hiç bana göre değil.

Bu halde oynayarak büyük zevk aldığım oyunlardan birisi de 2001 yapımı Wolfenstein‘di. Böyle baskılı maskılı CD’si bir vesile elime geçmişti, zaten 2. Dünya Savaşı ve Naziler özel ilgi alanıma girdiği için aramızda ilk görüşte aşk dedikleri şey yaşanmıştı (tıpkı iki gözümün akı The Saboteur‘da olduğu gibi), öyle ki tema müziği hala kulaklarımdadır. 2009’da yeni versiyonunun çıkacağını duyunca şu anda olduğu gibi büyük heveslere kapılmıştım ama oyunu kurup şöyle bir iki Nazi öldürünce tam bir hayal kırıklığı yaşamıştım zira oyun kesinlikle “o oyun” değildi.

Şimdi 2014’te çıkacak olan yeni versiyon eğer gerçekten bu tanıtım filmindeki gibi bir atmosfere sahip olacaksa yemin ediyorum tadından yenmez. Nazi işgali altında bir Amerika, kara kara dumanlar, sisler, “Ahtung” diye bağıran SS Subayları ve çaresizlik, karamsarlık, umutsuzluk arasında sinsi sinsi dolaşıp kelle avlayan bir Caner. Valla düşününce bile heyecanlanıyorum. Bir an önce çıksa da, üzerinden birkaç ay geçip fiyatı düşse de, diğer oyunlarımın internet faturama yansıyan taksitleri bitse de alıp oynasam.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

10 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir