İlk beyaz eşyam aldığım ilk gün bozuldu


Renginin beyaz olması “beyaz eşya” olarak anılması için yeterli midir bilmiyorum fekat kendisi bizzat şahsıma, her ay çatır çatır kirasını ödediğim evime aldığım, beyaz eşya statüsüne girdiğine inandığım ilk eşyadır. Set üstü ocaktır, candır. Gerçi “set üstü” deyince kulağa havalı geliyor, ankastre grubundanmış gibi bir tınısı oluyor ama öyle değil, bu bildiğin dandik dört gözlü ocak. Hatta temsili resimdeki benim aldığımın yanında aşırı kaliteli kalıyor.

Dün spotcudan aldım, 60 TL idi pazarlık ederek 50 TL’ye indirdim. Büyük bir kıvançla eve geldim, kardeşim kurulumunu yaptı ve bir güzel makarnamı pişirdim. Yemekten sonra sallama çay içmekten bıkmış biri olarak “şöyle ağız tadıyla bir çay demleyeyim hele” diyerekten minnacık çaydanlığımı ocağın üzerine koydum, koymamla ocağın üstündeki demirlerin bir kısmı elimde kaldı. Kaynak, pardon boya ile tutturulma yerlerinden ayrıldı.

İngilizlerin bir sözü vardır: “Ucuz alacak kadar zengin değilim” derler (ömrüm boyunca hep böyle yabancı menşeili özlü sözlü örnek içeren cümle kurmak istemişimdir, kısmet bugüneymiş) vallahi haklılar. En çok sinirlendiğim tarafı da gerçekten 50 TL’ye sağlam, 0 kilometre bir ocak alınabileceğine inanmış olmam, ne safmışım meğer.

Şimdi işin yoksa git spotçuyla iki saat kavga et derdini anlatmaya çalış, hatayı kabul etmesin sinirlen küfür et sonra bir grup spotcudan dayak ye. Ah be benim şeker mi şeker ev sahibim Ömer Amca, ne vardı taşınmasaydınız da bana bıraktığınız cillop gibi ankastre setini kullanmaya devam etseydim?

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

13 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir