İş ahlakından yoksun çakma web geliştiriciler

Mesleğiniz web geliştirme veya genelleyecek olursak yazılım / bilgisayar ile alakalı ise diğer meslek gruplarındaki insanların sahip olmadığı bazı sorunlarla mücadele etmeniz gerekiyor. Yakın çevrenizin, çevrenizin ve hatta kimi zaman çevrenizde bile bulunmayan insanların; bakkalın, marketin, taksi şöförünün sizden umarsızca web sitesi yapmanızı veya bozulan bilgisayarlarına format atmanızı istemesi bu anlamda en rahatsız edici sorunlardan diyebilirim. Somut bir şey alıp satmadığınız için insanlar bu tür taleplerde bulunmakta herhangi bir sakınca görmüyorlar, “Ne var ki altı üstü iki satır kod yazacaksın” diye düşünüyorlar. İtiraf etmek gerekirse biz geliştiriciler bu düşünceye sahip olan kimselere “Altı üstü iki satır kod ise otur kendin yaz. Biz o iki satır kodu yazabilecek tecrübeye sahip olabilmek için yıllarımızı veriyoruz. Kıl dönmeleriyle, eklem ağrıları ve hatta deformasyonlarıyla uğraşıyoruz” demek istiyoruz ve fakat nezaketen susuyoruz.

Abarttığımı veya rolümü büyüttüğümü düşünenler olabilir ne var ki özellikle muhatabını kırmamak için “Hayır” diyemeyenlerdenseniz durum bir yerden sonra sizin açınızdan gerçekten can sıkıcı bir boyuta ulaşıyor. Ufak gibi görünen tüm talepleri olumlu karşılayıp “Tamam yaparım” diyecek olursanız işten çıkıp evinize geldiğinizde Ahmet’in sitesini, Mehmet’in blogunu yapmak için oturup ciddi ciddi mesai harcamanız ve özel hayatınızdan çok büyük ölçüde feragat etmeniz gerekiyor. İnsanlar genellikle bu noktayı atlıyorlar.

Tüm bunları teyzeoğlumu olumsuz bir duruma düşürürken haklı nedenlerim olduğunun altını çizmek için anlattım.

Geçenlerde teyzeoğlum bir web sitesine -düzeltiyorum kırkbeşinci web sitesine ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de o ara vaktim olmadığı için bu seferlik başkasına yaptırmasını, benim de kalite kontrolü ile sürece katkı sağlayabileceğimi söyledim. Ne tür bir çözüme ihtiyacı olduğunu ve bu hizmet karşılığında ortalama ne kadar bir fiyat söylenirse makul kabul edilebileceğini belirttim. O da gitmiş böyle ajans vari bir şeyler bulmuş. “Benim teyzeoğlum da bu işi yapıyor, vakti olmadığı için size geldim, o da yaptığınız işi denetleyecek” demiş. Hatta Egonomik.com’dan bahsetmiş onlar da bildiklerini söylemişler.

Sonuç olarak kendi geliştirdikleri bir e-ticaret platformunu teyzeoğlunun sitesi için özel, benzersiz bir tema tasarlayarak 1.500 veya 2.500 (tam rakamı hatırlayamıyorum) karşılığı sağlayabileceklerini söylemişler. Ben de fiyatın makul olduğunu, bu tür bir çalışmanın eğer bahsedildiği gibiyse ihtiyaçları karşılayabileceğini söyledim. Ardından faturalar kesildi, ön ödemeler yapıldı ve her iki taraf da gayet memnun bir şekilde geliştirme süreci başladı.

Yanlış hatırlamıyorsam bir ay kadar sonra teyzeoğlum heyecanla sitenin tamamlandığı haberini verdi ve demo linkini gönderdi. Şimdi web siteleri ve sistemleri ile çok fazla vakit geçirdiğinizde bir sitenin sadece hatlarına bakarak bile hangi altyapıyı kullandığını, üzerindeki temanın özel yapım mı yoksa hazır kalıp mı olduğunu anlayabilecek duruma geliyorsunuz. Bu açıdan linke tıkladığım zaman gördüğüm manzara karşısında resmen şoka uğradım diyebilirim. Herifler 45 Dolar’a satılan hazır temalardan birini, satın bile almadan, noktasına virgülüne dokunmadan demo önizleme sayfasından araklamışlar. Sonra onu tamamen ücretsiz olarak dağıtılan, açık kaynaklı bir yazılım olan Open Cart‘ın üzerine şak diye geçirip bizim teyzeoğluna göndermişler.

Teyzeoğlumun “Nasıl buldun?” diye demo linkini gönderdiği e-postaya “Sen bunu nasıl buldun?” diyerek, orjinal temanın linkini ekleyerek yanıt verdim. Tahmin edebileceğiniz üzere hem sinirlendi hem de büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Sözün özüne gelecek olursak, bir koca ay boyunca site yapma ayağına neyle uğraştıkları belli olmayan ve tamamen teyzeoğlumun ricası üzerine kimliklerini deşifre etmediğim (ki ben başka insanlara da aynı şeyi yapmasınlar diye açıklama taraftarıydım) bu hıyar oğlu hıyarlar (okuyorsanız evet sizden bahsediyorum), denetleneceklerini bile bile böyle bir riske nasıl girdiler yeminleanlayabilmiş değilim. Hadi buna cahil cesareti diyelim, gözden kaçar, anlaşılmaz sandılar diyelim. Peki beş kuruş harcama yapılmayan, emek sarfedilmeyen ve hatta içerisinde emek hırsızlığı bulunan yalan dolan bir iş için binlerce lira para istemek ne tür bir ahlak anlayışına sığar? Onların nezdinde bu şekilde çalışan tüm geliştirici bozuntularına ve ajans müsvettelerine sesleniyorum: İnsanların bilgisizliğinden yararlanarak avantadan para kazanmak uyanıklık veya girişimcilik değil düpedüz dolandırıcılıktır.

Bizim sektörde ne yazık ki bu tür şark kurnazlarından mantar gibi her köşe başında var, hatta bu örnekte olduğu gibi gözünüzün içine baka baka yalan söyleyenler bile var. Dolayısıyla eğer web sitesi ihtiyacınız varsa ve bu işlerden pek anlamıyorsanız birileriyle veya bir kurumla çalışmaya karar vermeden önce ortaya koydukları işleri (referansları) iyice araştırmaya gayret edin derim. Mutlaka farklı yerlerden fiyat isteyin ve en azından caydırıcı olmasını umut ederek “Bize özel bir çalışma mı yapacaksınız yoksa hazır bir sistem mi kullanacaksınız?” diye sorun.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

21 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir