Martılardan nefret etmek için 10 sebep

serefsiz-martiSizce çok mu sevimliler? Sizin için onlar sevgilinizle birlikte gün batımını izlerken manzarayı tamamlayan romantik yaratıklar veya ne bileyim vapurla boğazı geçerken simit atıp gönül eğlendirdiğiniz zararsız canlılar değil mi? Tabi evinizin tepesinde yaşamıyorlar ne de olsa, akşam evinize gittiğinizde martıları o güzel deniz manzarasında bırakıp tv seyredip çayınızı yudumluyorsunuz. Eski grup arkadaşım bir şarkısında bu yaratıkları betimlemek için “mavi suların sokak çocukları” diyordu, bana soracak olursanız yeryüzünün tinercileri bunlar tinercileri! Neden bu martı milletinden bu kadar nefret ettiğimi soracak olursanız; bu adiler deniz kenarındaki yerleşim birimlerine yuva yaparlar ya, işte o yuvalardan birisi sizin evinizin tepesine denk gelirse nedenini anlarsınız.

Martılardan nefret etmek için 10 sebep:
1- Eğer çatınızda koloni halinde yaşıyorlarsa sabah uykusu kavramını unutun, saat 6 dedimmi “niayykk niaaayk leh leh lehhh vuuu” tarzında iğrenç ötesi yüksek desibelli sesleriyle size uykuyu haram ederler.

2- Yazın en güzel zamanlarında yavrularlar ve yavruladıktan sonra dünyadaki en değerli varlık kendi yavrularıymışcasına ufacık bir tehlike halinde bile (ör:çatıya çıkıp anten düzeltmeye çalışan biri) bir anda sekizyüz nüfusa çıkıp mahalleliye sararlar, saldırırlar.

3- O Allah’ın belası çirkin yavrularından bir tanesi kazara aşağı düşecek olursa iğrenç çığlıklar eşliğinde salvolar yaparak dünyayı mahalle sakinlerine dar ederler, kocaman şerefsiz yavruyu gagalarıyla alıp yukarı çıkaramadıkları gibi yardımcı olmaya çalışan hayvanseverlere de saldırıp gagalarlar.

4- Kendi çatınıza hiç bir sebeple çıkamazsınız, eğer teşebbüs ederseniz psikopat gagalar tarafından gözünüzün çıkarılması söz konusu olabilir, bu yüzden kışın herhangi bir sebeple çıkabildiğiniz çatınızın ne güzel bir manzarası olduğunu öğrenir, martı nefreti katsayınızı yirmiyle çarparsınız.

5-En üst katta oturuyorsanız geceleri tepenizde sumo güreşi yapıldığını sanabilirsiniz, o küçücük hayvanatlardan o derece gürültü çıkabileceği aklınızın ucundan bile geçmez, kimi zaman “çatıda hırsız mı var lan?” gibisinden garip düşüncelerle yatağınızdan fırlayabilirsiniz.

6- Gece saat 3 dolaylarında ufak alıştırmalarla mesaiye başlarlar, sabah 6-7’ye kadar sürecek olan işkence dakikalarının ilk adımları “naa naaa nuaaa lehk lehk lek…” sesleriyle başlar, eğer uykunuz derinse şanslısınız.

7- Havalı tüfek piyasasını yakından takip edersiniz. İspanyol yapımı dürbünlü havalı tüfeklerle martıları sessizce katledebileceğinizi öğrenip psikopata bağlamaya başlarsınız, zamanla “ulan yarın alıcam tüfeği, görürsünüz siz ipneler!” şeklinde telkinlerle kendinizi rahatlatmaya çalışırsınız.

8- İçinizdeki hayvan sevgisi git gide azalır, kuşlar ve tüm kanatlı kombinasyonlardan zamanla tiksinmeye başlarsınız (uçaklar dahil).

9- Aklınızda “Çatıyı yıktırmak” gibi garip düşünceler dolaşmaya başlar ve bu düşünceyi ciddi ciddi kardeşinizle paylaştığınızda osize “boşver abi en iyisi taşınalım” dediğinde ne amansız bir savaşın içerisinde olduğunuzu öğrenip daha da sinirlenirsiniz.

10- Yaz gelmesin diye dua edersiniz ve kışın bu şerefsizlerin nerede saklandıkları konusunda hiç bir fikriniz olmaz. (Hani yuvan benim evimin çatısıydı yavşak, şimdi nereye gittin?)

Siz siz olun bu karaktersiz yaratıkları vapurla boğazdan geçerken beslemeyin, sizin simitler bizim tepemize dışkı olarak düşüyor, tabi bu savaşa dahil olmak istiyorsanız sizin bileceğiniz iş!

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

11 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir