“O sizin ışığı sevişinize bağlı”


2007 yılında teyzeoğlumla birlikte perde ve dekorasyon üzerine bir mağaza açmak üzere Konya’ya gittik. Çalıştık, didindik, şu halde olan kiralık dükkanımızı şu hale getirebilmek için gecemizi gündüzümüze katıp çaba sarfettik.

Siz sormadan ben söyleyeyim: Evet, muhasebe bölümünü terk edip müzik ve web tasarım ile ilgilenen biri günün birinde makina mühendisi olan teyzeoğluyla birlikte, memleketin öbür ucunda borç harç lüks bir perde mağazası açmaya kalktığında o mağaza batıyor. Öyle az buz da batmıyor hani sağlam batıyor. Bazı bazı batmayacak gibi geliyor ama yine de batıyor. Biz bunu sırf sizler denemek zorunda kalmayın diye yaptık.

Altımızda, içi kırmızı deri döşemeli kiralık bir Şahin olmak üzere Konya’yı dört dolandık, tabelacısı senin mobilyacısı benim derken kalifiye bir mağaza açmak için gereken tüm detayları ince eleyip sık dokuduk. Derken yolumuz, dışardan son derece kurumsal görünen, böyle plaza gibi camları olan, özellikle ışıklandırma konusunda uzmanlaşmış bir mağazaya düştü. İçeri girerken biraz tereddüt ettik fakat Şahinimizi göremeyecekleri bir uzaklığa park ettiğimiz için kimsenin bizi fakirliğimizle yargılamayacağından emin, kendine güvenen, genç girişimciler olarak içeri daldık. Fatma Hanım, İsmail Bey derken firma sahiplerinden bilmem ne Bey’in bizi ağırlayacağını söylediler.

Biz “Lan acaba hiç girmese miydik, iki tane spot almak için adamları rahatsız ettik iyi mi” diye düşünürken 35-40 yaşlarındaki firma sahibi kodaman amca teşrif etti. Çaylar söylendi, sohbet edildi derken teyzeoğlu söze girdi. “Kodaman Bey, yeni açacağımız mağazamız için amacına uygun aydınlatma çözümlerine ihtiyaç duyuyoruz. Bu konunun uzmanının siz olduğunuzu söylediler ve kapınızı çaldık. Mağazamız şu kadar metrekare ve içeride şöyle bir atmosfer amaçlıyoruz. Sizin öneriniz nedir?” gibilerinden bir şeyler söyledi. Adam bir süre sustu, cevap gelmeyince teyzeoğlu “Yani perdelerimizi, kumaşlarımızı en iyi ne tür ışıklar kullanarak sergilememizi önerirsiniz? Beyaz ışık mı tercih etmeliyiz sarı ışık mı?” dedi. Adam durdu durdu “Ben ne bileyim ortaam o sizin ışığı sevişinize bağlı” dedi.

İşte içten içe gülüp “Bu adamlar bu molozlukla bu kadar büyüyebildilerse biz var ya sadece prezentabıllığımızla bile alır yürürüz lan burda, ehe ehe” yanılgısına kapılmamız tam olarak bu şekilde oldu. Çaylar için teşekkürümüzü ettik, Şahinimize atladık ve gereksiz özgüvenimiz cebimizde, prezentabıllığımızı etli ekmeğe sarıp batacağımız günlere doğru yol aldık (sonraları o Şahin’in 4. vitesi de bozuldu, 3’ten direkt 5’e geçiyorduk).


Yeni yeni dekore etmeye başladığımız tükkanın içinde patron edasıyla oturuyorum. Böğrü olabildiğine açık bir gömlek giyiyorum çünkü patronum.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

30 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir