Siyasi içerikli bir yazı

Bizim memlekette siyasi içerikli yazılar tutar. İster köşe yazarı olun, ister kendi halinde bir blog yazarı, siyasi içerikli bir yazıyı taş misali kuyuya attığınız zaman kırk akıllının o yazının arkasından kuyuya atlaması garantidir. Hatta bazen yazının hafiften siyaset kokması bile yeterli olabilir. İnsanımız bağırmaya, içindekileri haykırmaya aç olduğu için bulduğu her fırsatı bu anlamda değerlendirmeyi çok sever.

Bir de bizde şöyle bir durum var, az gelişmiş ülke olmanın bir yan etkisi midir bilemiyorum ancak bakkalda manavda markette, berberde kahvede takside, bulabildiğimiz her ortamda, her mekanda siyaset konuşmaya bayılıyoruz. Yurt dışından gelen insanlardan bunu çok duydum. Çalkantılı ve hareketli bir gündemimiz olduğu doğru ancak ne olursa olsun bu herkesin her an mahalle muhtarlığına adaylığını koyabilecek, oradan da başbakanlığa yürüyecek potansiyele sahip olmasını gerektirmiyor. En azından benim görüşüm bu yönde.

Dün veya önceki gece oturdum sabaha kadar zehir zemberek bir yazı hazırladım ama paragraflarca böyle, içimden geçen, aklıma takılan ne varsa yazdım. Yazdım babam yazdım, seçimlerden bahsettim, hayatını kaybeden genç çocuklardan, ayrılıkçı yapımızdan, saygısızlığımızdan, hiddetimizden bahsettim iyi de oldu, baya deşarj oldum. Sonra bir sigara yakıp ne yazdığıma baktım, lan yok be… Yemin ediyorum şu siyasetin insanların aralarını açmaktan, ayrı koymaktan başka bir işe yaradığı yok, yani bizim toplumumuz için yok. O yazıyı yayınlasam belki bazıları beni daha da çok sevecek, bazıları “Daha da girmem bu siteye!” deyip küsecekti ama sonuç olarak lafla peynir gemisi yürütmekten başka herhangi bir faydası olmayacaktı. Vazgeçtim yayınlamadım…

Evet, elbette fikirlerimizi ortaya koymalı, doğru ve yanlış bulduklarımızı tartışmalıyız, herkes benim gibi yapsın vazgeçsin demiyorum ancak Allah aşkına şöyle kafanızı kaldırın da bir etrafınıza bakın. Kaç yıllık arkadaşlar bu siyaset bokuna birbirlerini satıyorlar, kimin hangi partiye oy verdiği insanları kategorize etmek için kullanılan başlıca etken. Bağırışlar, küfürler gırla ve hiç kimse karşıtı olduğu görüşe ağız dolusu küfür ederken akrabalarının veya tanıdıklarının da o görüşün taraftarı olabileceğini düşünmüyor, “Bana ne lan! Eğer şu partiye oy verdiyse benim zaten o adamla işim olmaz” gibi bayağı bir düşünce hakim.

Bu ne lan?.. Harbi yani bu ne? Dünya barışı, çiçek atan tanklar, sevgi kelebekleri modunda değilim, herkes her nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşasın ama bu partizanlık, bu fanatizm gerçekten anlaşılabilir gibi değil. Bütün ülke Rusya dolaylarından sızan radyasyonun etkisiyle kafayı bulmuş gibiyiz veya ne bileyim gavuristandan ithal ettiğimiz meyveleri sebzeleri bir kez daha kontrol ettirelim ipneler içlerine ilaç milaç enjekte etmiş olmasınlar, bu aşırılığı başka türlü açıklamanın bir yolu yok çünkü. “Eğitimsizlik” demek hepten kolaya kaçmak zaar.

Okurlarım bana kızgın kızgın mesajlar gönderiyorlar, olmadık yazıların altına hiç olmayacak yorumlar yapıyorlar “Caner dünya yanıyor, şu parti şu partinin amcasının oğlunu dövmüş sen neden hiç bu konulara girmiyorsun? Tatlı su liberali seni!” diye fırça atıyorlar. Yahu neden gireyim? Bu mevzulara girmem için harbiden bir şeylere celallenmiş olmam gerekiyor aksi halde tamamen tarafsız olarak seçim arabalarından duyduğum rahatsızlıkla ilgili yazdığım bir yazıda bile kinayeler, laf sokmalar, partizanlıklar havalarda uçuşuyor. Fırsat bu fırsat diye insanlar kinlerini, nefretlerini kusmaya başlıyorlar. E ağrısız başımı neden ağrıtayım, deli miyim ben? Bu bir tarafa siyaset benim yaşam amacım değil, kendimi bu zıkkıma adamışlığım yok yani.

Tamam, bu olay hepimizi ilgilendiriyor, neticede kimin iktidar kimin muhalefet olduğu en basitinden direkt olarak ceplerimize giren paranın miktarını belirliyor ne var ki bizler “o insanlar” değiliz arkadaş. Bırakın siyaset konuşmayı, farklı görüşleri dinleyebilecek, farklı görüşlere tahammül gösterebilecek olgunluğa, erdeme erişmiş insanlar değiliz. Biz zaten fikir alışverişi yapıp doğru olanı bulmak üzere değil, atadan dededen gelen fikirlerimizi dikte etmek için konuşuyoruz. Yanlış anlamayın benimki Fazıl Say’ınki gibi aşağılayıcı, küçümser bir yorum değil veya tüm bunları söyleyerek kendimi toplumdan soyutlamaya çalışmıyorum. Sadece durum bu ve böyleyken böyle olduğu için mümkün mertebe siyasi konularda tartışmaya girmemeyi tercih ediyorum diyorum.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

21 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir