Türkiye’de bloglardan faydalanma anlayışı


Geçenlerde yayınladığım “Sevmediğim okur tipi” başlıklı yazıma bir çok arkadaş tepki gösterdi. En son sevgili Hüseyin “çok kaba bir yazı” olduğunu söyleyince konuya biraz daha açıklık getirmek istedim.

Emeğe saygı” kalıbını kullanmayı çok seviyoruz. 3. sınıf forum sitelerinde bu tabirin sıkca kullanıldığına şahit olmuşsunuzdur. Bunu o kadar çok tekrar ettik ki, artık sahip olduğu anlamı unutup kuru bir teşekkür cümlesi olarak kullanmaya başladık.

Warez paylaşım sitelerinde birileri bir filmin kopyasını veya bir oyunun kırık versiyonunu paylaşınca insanlar bu eylemi takdir etmek adına paylaşım sahibine “emeğe saygı” diyorlar. Bu tıpkı çalıntı televizyonla maç izleten, hırsız olduğu bilinen kahvehane işletmecisine “helal olsun hizmet yapıyorsun” demek gibi. Bu adamın çalarken sarfettiği emeğe(!) saygı duyuluyor fakat hep bir elden hakkına tecavüz edilen televizyonun esas sahipleri akıllara gelmiyor, o kadar saçma bir durum.

Buraya kadar mesajlar alındıysa gelelim esas konumuza.

Bu sitede yaklaşık 4 yılda bir araya gelmiş, yaşamdan politikaya, karikatürden akademik konulara kadar bir çok kategoriye ayrılmış 2.000‘den fazla içerik bulunuyor. Her gün birini okusanız tüm siteyi dolaşmanız 5 yıldan uzun sürer. Bu sürede gülebilir, hüzünlenebilir veya sinirlenebilirsiniz. Hani 1.900’ü ilginizi çekmese en az 100 tanesinde kendinizle alakalı bir şeyler bulabilirsiniz ama neden bilinmez, siz, sizin için üretilen bu içeriklerden faydalanmak yerine, o içeriklerin size sunulduğu siteye veya sitenin parçalarına sahip olmak istiyorsunuz. Bunu beğendiğiniz çoğu sitede yapıyorsunuz, site sahiplerini temalarını paylaşmaya veya satmaya zorluyor, çoğu zaman da kimseden izin alma gereği duymadan siteye has karakteristik özellikleri klonlayıp öylece kullanmaya başlıyorsunuz.

Yurtdışında bu işler çok daha farklı yürüyor. Adamlarda donation (bağış) diye bir olay var. Bir okur, gezdiği blogda herhangi bir içerikten faydalandığını düşündüğünde blog yazarına benzer bir fayda sağlamak için sitedeki donation butonunun yerini arıyor. Blog sahibine ufak bir bağış göndererek yaptığı şeyin bir anlamı olduğunu göstermek istiyor. Bir dönem bu davranış biçimine ben de özendim ve “acaba” diyerek sitenin bir köşesine bağış butonu koydum. 1 yıl içerisinde sadece 1 bağış geldi, yüzde bilmem kaçı Paypal’ın komisyonu olmak üzere 5 TL‘lik bir bağış. Posta kutumda Paypal’dan gelen bildirim mesajını görünce heyecanlandım. Hemen bağış sahibiyle iletişim kurdum, “böyle böyle bir durum var ama mutlaka bir yanlışlık olmuştur, hemen parayı iade ediyorum” dedim, “yok abi ben siteyi çok beğendim, şu şu içeriklerden faydalandım işim görüldü, ben de böyle bir güzellik yapmak istedim” dedi. Ulan öyle bir duygulandım ki anlatamam, o 5 TL hala Paypal hesabımda durur.

Demem o ki; şarkılarını dinlemekten hoşlandığınız Şebnem Ferah’ın ceketine, tokasına, saç şekline ve hatta tüm giyim tarzına sahip olmak sizi Şebnem Ferah yapmaz, onun gibi şarkı söylemenizi veya binlerce kişiye konser vermenizi sağlamaz. Olsa olsa kötü bir taklidi olursunuz ki inanın sandığınızın aksine insanlar bunu fark ederler. Ayrıca Şebnem Ferah, siz onun gibi olmaya çalışın diye değil, şarkılarını dinleyip şen olun diye var.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

36 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir