Van’dan otlu peynir istiyorum

Vay arkadaş yemin ediyorum nerden estiyse kokusu burnuma kadar geldi. Eski bir dostu görmüş gibi hissettim bir an…

Daha önce bahsetmişimdir, babam öğretmen olduğu için (daha doğrusu eğitim-öğretimin farklı kademelerinde bir çok farklı şehirde görev yaptığı için) memleketi köşe bucak dolaştık. Hatta ben liseyi; birinci sınıfı Van, ikinci sınıfı Yalova ve üçüncü sınıfı Bergama olmak üzere üç farklı okulda okudum. Yani herkeslerden üç kat fazla lise arkadaşım var. Bu olay bana Karadeniz haricinde tüm şiveleri konuşabilme yeteneği kazandırdı diyebilirim. Van’da kaldığımız zamanlardan ise “Gelmiyisan? Apar beni… Torpah başan düşe” ve hatta “Kurmançi zani?” gibi o yöreye has ifadelerin çoğu lügatıma miras kaldı.

Van’dayken babamla çarşıda pazarda gezerdik, alışveriş yapardık. Peynirciler çarşısı isimli bir mekan vardı, ismi peynirciler çarşısıydı ama içinde etler, sütler, ballar ve diğer bilimum gıdalar açık biçimde orta yerde satılırdı. O kadar kötü kokardı ki anlatamam, içeri girince yüzüme vuran o kesif kokuya dayanamazdım. Yani biz de dahil olmak üzere Van ahalisinin yıllarca o mekandan beslenmesine karşın nasıl olup da tifo, kolera ve benzeri hastalıklara yakalanmadığı bilimsel olarak araştırılmalı bence. Tabi nerden baksanız 20 yıl öncesinden bahsediyorum, şimdiki halini araştırdım da o zamana göre gayet temiz, nezih bir mekan haline geldiğini gördüm.

van-peynirciler-carsisi

Tabi mekanı o kadar kötüledim ama ordan aldığımız otlu peynirleri de, özellikle top peşinde koşturmaktan fırsat kaldığı zamanlarda ekmek arası yapıp büyük bir keyifle löp löp götüren de yine bendim. Artık anılarımda yaşayan ve çocukluğumla özdeşleşmiş olan o kokuyu sonraları çok aradım. Bir kaç yerde paketlenmiş fabrikasyon versiyonlarını buldum “Van otlu peyniri” diye satıyorlardı ama yeminle söylüyorum o köhne çarşıdan aldıklarımızla uzaktan yakından alakaları yoktu. Adamlar benim gibi hasret çekenleri kandırmak için dandik dundik ticari girişimler yapmışlar.

Otlu peynir ne ola ki?” diyenler için kısaca izah edecek olursak, normalden biraz daha tuzlu, daha sert bir çeşit peynir düşünün. Yapım aşamasında içine yine Van’a özgü, dağlardan toplandığını bildiğim fakat esasen ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim bulunmayan bir çeşit ot, ince ince kıyılarak ekleniyor. Bidonlarda salamura ediliyor ve yukarıdaki fotoğrafta görebileceğiniz üzere yassı şekillerde satılıyor. İşin aslı batıda yaşayan kimselerin bu otun kokusundan pek hoşnut olmadıklarına şahit oldum, alışkanlık meselesi tabi. Benim gibilerin de burnunda tütüyor meret.

Gecenin bir yarısı aklıma düşen otlu peynir için Van’da bulunan pek kıymetli okurlarımdan ciddi ciddi bir iyilik isteyeceğim. Özellikle peynirciler çarşısından temin edilmiş, şöyle 5 kiloluk bir bidonu ücreti mukabilinde bana ulaştırmalarını rica edeceğim. Belki ev arkadaşım 120 kiloluk bu herifin neden mutfakta garip bir çeşit peynir yerken ağlamaklı olduğunu anlamayacak ama bana bu kıyağı yapan arkadaşımız eminim büyük sevap kazanacak.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

12 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir