Yerli otomobil hakkındaki naçizane görüşlerim

Tahmin ediyorum ki hepimiz bu konuda çeşitli fikirlere çoktan sahip olduk. Kimimiz helal olsun deyip sonuna kadar destekledik, kimimiz dalga geçtik kimimiz de ciddi bir biçimde karşısında durduk. Ne var ki yine klasik bir Türk davranışı olarak ön tanımlı görüşlerimizin gerçek ile aramızda perde oluşturmasına engel olamadık. Bizim en büyük problemimiz bu zaten, bu olayı bir aşabilsek önümüzde dağlar dayanmayacak ya, neyse.

Ben şahsen yerli otomobil haberini ilk duyduğumda ve o malum fotoğrafları gördüğümde büyük bir sevinç yaşadım, “Oha lan bu sefer harbi yapmışlar ha” diyerek arkadaşlarımla paylaştım. “Yok abi gene çalmışlar, komple Cadillac BLS kasasıymış bu” haberinin gelmesi çok gecikmedi, sevincim yerini üzüntüye bıraktı. Aklıma şimdiye kadar söylenmiş olan bütün “yerli” yalanları geldi, sinirlendim. Sonra birileri çıktı “Yokboolum bu aslında donör kasaymış. Biz motoru yapmışız da bu kasada test ediyormuşuz” dedi, “Lan acaba, harbi mi?” diye araştırdım, herhangi bir kaynakta motor üretildiğiyle ilgili resmi bir bilgiye rastlayamadım. Bunun yerine her yerde bakanın şu sözleri vardı:

Bu araçlar kamuflajlı arkadaşlar, otomotiv sektöründe araçların prototip ve deneme süreçlerinde kamuflajlı olması bir gereklilik olarak algılanıyor. Bu gördüğünüz farlar normal far değil, farklı olacak. Bu gördüğünüz çizgiler daha farklı çıkacak, örtmek durumundayız. Şu anda prototiplerimiz üretildi. Üç prototipimiz TÜBİTAK’ın kendi geliştirdiği teknolojilerin yüklenmesi ve bazı testlerin, ARGE çalışmalarının yapılması için şu anda TÜBİTAK’ta Gebze Merkezimizde üzerinde çalışma yapılan araçlar. Bu özel bir pist, deneme pisti. Orada aracın ne kadar kısa sürede hızlanabildiğini, ne kadar kısa sürede durabildiğini, yakıt performansını, aracın diğer özelliklerini test edebilelim diye…

… 2020’den önce de inşallah 2019 sonuna kadar da Türkiye’de bunun seri üretimini başlatmayı hedefliyoruz. İnşallah bir aksilik olmazsa, Türkiye’nin bu noktada istikrar yönünden bir problemi olmazsa, bu projeyi biz programladığımız şekilde sürdürürsek inanıyoruz ki 2020 yılında insanlarımızın tercihine bir Türk markasını da sunmuş olacağız.

Web dünyasıyla içli dışlı biri olarak bu söylemleri bir şeye benzetmem istenseydi şuna benzetirdim herhalde:

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Etiam id blandit diam, id tincidunt ligula. Nullam sodales neque vitae aliquam rutrum…

Prototip araçlar endüstriyel casusluğun olabildiğince önüne geçmek veya henüz oturmamış bir aracın hatlarının insanların aklında yer etmesini engellemek için kamufle edilir, “donör kasayı” gizlemek için değil. Onu geçtim, Tübitak’ın kendi geliştirdiği hangi teknolojinin yüklenmesinden bahsediyoruz? İçten yanmalı motor teknolojisi mi? Fasılalı silecek mi? ABS mi, donanımsal mı yazılımsal mı? Biz tam olarak neyi ürettik ve neden üzerine basa basa şunu ürettik demiyoruz? Bu kadar soru işaretinin bulunduğu bir yerli otomobil lansmanı Türkiye’den başka bir yerde yapılabilir miydi, kitleler tarafından “Ya sev ya terk et” boyutlarında ölümüne savunulabilir miydi inanın bilmiyorum.

Mevzuyu mesleğimle ilgili ufak bir örnekle açıklamaya çalışayım.

Ben Garanti Bankası‘nın web sitesi işini alan freelance bir geliştiriciyim diyelim. Adamlara X tarihinde ödeme almak üzere bir web sitesi hazırlıyorum. Site üzerinde çalışıyorum, zaman geçiyor ve ödeme tarihinden bir gün önce laptop çantamı alıp firmanın genel merkezine gidiyorum. Müdürlerle, çalışanlarla toplantı odasında buluşuyoruz ve odadaki herkesin yüzünün dönük olduğu projeksiyon perdesine “İşte prototipimiz” diyerek aşağıdaki görüntüyü yansıtıyorum:

yapi-kredi

Aga bu nedir?” diye soruyorlar “Prototip” diye cevap veriyorum. “Şimdi baktığınız zaman bu bir templatedir arkadaşlar, o gördüğünüz arama kutucuğu, logo falan olmayacak, hepsi değişecek. Siz görüntüye bakmayın, ben bu sitenin arka planına bir takım teknolojiler yükledim. Siz bana yarınki ödemeyi tastamam yapın, istikrarlı olduğunuzu gösterin, ben de birkaç ay içerisinde size cillop gibi bir site hazır edeyim.” diyorum. İşin ilginç tarafı odadaki bazıları bu beyanımı tartışmasız biçimde mantıklı buluyorlar ve eleştirenlere “Beğenmediysen sen daha iyisini yap. Eğer bu sunumu desteklemiyorsan artık Garanti Bankasında yerin yok” diyerek tepki gösteriyorlar.

Mercedes’in, Fiat’ın, Opel’in vesaire başka otomobillerin motorlarını veya kasalarını kullanıyor olmaları ile burada sözünü ettiğimiz şey kesinlikle aynı değil. Biz henüz hiçbir standart hakkında fikir sahibi değiliz, emekleme aşamasındayız. O adamlar bir motorun dayanıklılığı, sacın olması gereken kalınlık gibi konularda bilgi ve tecrübe sahibiler. Herhangi bir parçayı üretmek yerine dışarıdan temin etmelerinin başlıca nedeni maliyeti düşük tutmak. Yani Renault, Fiat’a bir motor gönderdiğinde Fiat o motoru ıcık cıcık inceleyip “Aga bu olmamış, sokarım göndereceğin motorun kalitesine” diyebilme yetkinliğine sahip, biz ise ne gönderilmişse alır takar, kullanırız.

Bizim şu anda bulunduğumuz durum itibariyle Maykıl’ın kasasına Canıtın’ın motorunu takarak “Biz bir otomobil ürettik” deme imkanımız var. Ancak bunu “Biz yerli bir otomobil ürettik” diye lanse etmeye çalışırsak o iş biraz sıkıntılı oluyor işte.

Bu lansmanın ucuz bir seçim yatırımı değil de deneyimsizlik vesilesiyle amatörce kurgulanmış bir eylem olmasını canı gönülden temenni ediyorum. Birkaç sene sonra “Bizim elimizdeki imkanlarla anca o kadar oluyordu, elimizde avucumuzda ne vardıysa onu göstermiştik, ama şimdi çabalarımızın meyvelerini topluyoruz ve kaplanlar gibi otomobilimizi piyasaya sürüyoruz” desinler, ben de tüm bu eleştirileri dile getirdiğim için utanayım.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

6 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir