Zenciler, önyargılar ve sosyal mesajlar üzerine

Konuya Aynştayn’ın önyargılarla ilgili o meşhur sözünü hatırlatarak giriş yapmak istiyorum: “İnsanların önyargılarını parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur“. Evet, hangi kültürden olurlarsa olsunlar insanlar çoğunlukla önyargılı, başka bir deyişle peşin hükümdürler ve pek çok konuda aldıkları kararlarda bu olayın etkisi büyüktür. İnsanlık tarihi önyargının neden olduğu, olumsuzlukla, kayıpla ve geriye gitmekle sonuçlanan milyonlarca olaya tanıklık etmiştir. Bu gibi nedenlerle modern toplumlar, özellikle diğer insanları değerlendirme konusunda şöyle bir hükme sahiptirler: Önyargılı olmak kötüdür.

Birkaç ay önce yabancı bir bira firmasının hazırladığı sosyal deney tadında bir reklama denk gelmiştim. Sinemaya giden çiftler koca salonu dolduran dövmeli, tabiri caizse tipi kayık motorcuların tam ortasına oturmak zorunda bırakılıyorlardı. Bu tabloyu gören çiftlerden bazıları içeri bile girmeden salonu terk ederlerken bazıları da kendilerine ayrılan yerlere çekinerek de olsa oturuyorlardı. Yakın bir geçmişte karşılaştığım, konumuzla ilgili başka bir örnek de genç bir zenci elemanla ilgili. Çocuk her süpermarket alışverişi sırasında çaktırmadan kendisini takip eden market görevlilerini kayda alıp “Bakın beni sürekli takip ediyorlar, peşinen suçlu muamelesi yapıyorlar” diye isyan ediyordu.

Peki bu kötü bir şeyse neden çoğumuz önyargılıyız? Neden yukarıda verdiğim örneklerdeki gibi durumlarla karşılaşınca benzer tepkiler göstermeye eğilimliyiz? Cevabı basit, modernlikle değil ilkel güdülerle alakalı olan bu kavram yanlışıyla doğrusuyla savunma mekanizmamızın bir parçası. Yaşam süremiz boyunca gördüğümüz geçirdiğimiz olaylar, tanıdığımız insanlar, gruplar, çevresel etkenler, kısacası tecrübelerimiz önyargılarımızı şekillendiriyor. Bunu, sokaklarda yaşayan hayvanlardan bazılarının insanlarla yakınlaşmakta herhangi bir sakınca görmezlerken bazılarının, özellikle kulakları veya kuyrukları kesilmiş olanlarının insanlardan köşe bucak kaçmaları durumuna benzetebiliriz. İnsanlarla olan etkileşimleri hayvanların davranışlarını nasıl etkiliyorsa bizim davranışlarımız da benzer biçimde etkileniyor.

Bir çokları ırkçılık olarak nitelendirmekten çok hoşlanacak olsa da ben yukarıda verdiğim örnekteki zenci elemanın isyanını yersiz, süpermarket çalışanlarının eşeklerini sağlam kazığa bağlama girişimlerini haklı buluyorum. Eğer ben, her üç zenci gençten ikisinin hapiste olduğu (bu istatistiki bir veri), market soygunlarının %90’ının zenciler tarafından gerçekleştirildiği bir toplumda market işletiyor olsaydım aynı şeyi yapardım. Bugün zenciler; gangsterliğin, çeteciliğin, fuhuşun, uyuşturucu ve silahların övülüp yüceltildiği, bir şekilde para “elde etmenin” her şeyden önemli olduğu bir kültürü yaşıyorlar. Eğitimsizlik, işsizlik, yoksulluk ve yıllarca ikinci sınıf insan muamelesi görmüş olmalarının bir sonucu olarak ne yazık ki çoğunlukla böyleler. Bu halde marketi için endişelenen vatandaşı önyargılı olmakla suçlamak bence tablonun bütününü görememekle veya kasten görmemekle alakalı. Eğer markette huzursuz edilen zenci çocuğun durumuna samimi biçimde üzülüyorsak, konuşup tartışmamız gereken esas şey önyargılar değil, o önyargıların ortaya çıkmasına neden olan durumlar olmalı.

Bu son paragraf ile zencilere haksızlık ettiğimi düşünen arkadaşlar olacaktır. Ne de olsa hassas bir konu. Daha doğrusu temelde bizim için hassas olduğunu söylemek doğru değil zira bizim toplumumuz zencilerle hiçbir zaman Amerikan toplumu kadar büyük sorunlar yaşamadı. Onları köleleştirmedi, tüm aile bireylerini tarlalarda çalıştırıp kadınlarını toprak ağalarını memnun etmek için kullanmadı. Buna karşın biz, batıdan gelen her şeyi sorgusuz sualsiz taklit etmeyi çok sevdiğimiz için, daha modern, daha çağdaş olacağımız inancıyla olsa gerek bu hassasiyeti de olduğu gibi devşirdik. Dahası, ilk günden beri siyah tenli insanları tanımlamak üzere kullandığımız, ırkçılıkla herhangi bir açıdan alakası bulunmayan “zenci” kelimesini kötü, kaka ilan ettik. İngilizce’de zencileri ten renkleri vesilesiyle aşağılamak üzere kullanılan (ve zamanla şekil değiştirip zencilerin kendi aralarında kullanmaya başladıkları) “negro / nigga” kelimelerinin dilimizde herhangi bir karşılığı bulunmadığı için “Amerikalılar niggayı kullanmıyorlarsa biz de zenciyi kullanmamalıyız. Onlar bunun yerine “black people” diyorlarsa biz de “siyahi” demeliyiz” gibi abuk bir düşünce eşliğinde, var olmayan bir açık üretip o açığı kapatmaya çalıştık. Evet, ne yazık ki kendi kültürümüzü yaşamaktan utanan, baskın kültürlerin etkisi altında kalmaya bu ölçüde meyilli bir milletiz.

Neyse, yazının başlığı gereği zencilerden yeterince bahsettiğimize göre gelelim konuyu bağlamaya. Önyargı “insanın kendine yakışanı giymesidir” arkadaşlar. Bu konuyla ilgili hazırlanan videolar, feysbuk profillerinde dolaşan sosyal mesajlar iyidir hoştur ancak eksiktir, haddinden fazla iyi niyetlidir. Zeka seviyesi, kültür, birikim, çevre koşulları gibi milyonlarca etkenin bir araya gelerek ete kemiğe büründürdüğü bu kavram refah düzeyi yüksek, suç oranı düşük ülkelerde ayıplanıyor olsa da, palalarla kol bacak kesen terörist organizasyonların kol gezdiği Afrika ülkelerinde hayatta kalmayı sağlar.

Anladım ben seni, zenci düşmanı, önyargılı ve sosyal mesajlardan nefret eden birisin” diye düşünmeye hazırlanan arkadaşlar için: Hayır, ben sadece çocuklara “Yabancılarla konuş. Kollarında çete dövmeleri olması onlardan şeker almana engel olmasın” diye öğütlemenin yanlış olduğunu savunuyorum ve evet, üzerinde yeterince düşünülmeden, iş olsun diye verilen sosyal mesajlara faydadan çok zarar verme potansiyelleri bulunduğu için gıcık olduğum doğru.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Facebook Yorumları

8 Yorum

Uyarı: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir